Ana Sayfa Gezi Yazıları Rovaniemi Gezisi – (Lapland) Finlandiya

Rovaniemi Gezisi – (Lapland) Finlandiya

tarafından Burak
1028 views

Her zaman aklımda olan ama çeşitli nedenlerle yapamadığım aktivitelerden bazılarını bu 4 günlük tatilde topluca aradan çıkarmış oldum. Hayvanlara ve doğaya olan hayranlığım Rovaniemi gezisiyle iyice doruk noktasına ulaştı. Buz gibi soğuk ve yaşamın zor olduğu yerden inanılmaz sıcak duygularla ve anılar biriktirerek ayrıldım.

İSTANBUL’DAN  ROVANIEMI’YE ULAŞIM

Rovaniemi’ye gitmek için İstanbuldan THY’nin tarifeli seferiyle önce Helsinkiye uçuşumuzu gerçekleştirdik. Finlandiya’ya giriş için Schengen vizesi gerekiyor. Ülkeye girişte diğer avrupa ülkelerinden farklı olarak pasaport polisi bir ton soru sorudu. Nereden geldiniz? Ne kadar kalacaksınız? Dönüş biletlerinizi gösterin gibi.  Helsinki’den Rovaniemi’ye gitmek için iki seçeneğimiz vardı. Birincisi tren ile ulaşım. İkincisi ise Helsinki’den Rovaniemi’ye uçak yolculuğu. Uçakla ulaşım yaklaşık 1:30 saat sürüyor. Tren yolcuğu ise 13 saat. Ücretleri ise ikisinin de hemen hemen aynı. Benim favorilerimden olduğu için 12 saat sürse de yataklı treni tercih ettik. Kullandığımız tren firmasının ismi “VR“. Tren bileti ücreti iki kişi için 234 Euro.  Kuzey avrupa ülkelerinin trenleri gerçekten çok kaliteli. Tren yolcuğu istememizin bir nedeni de , bir gece konaklama işini aradan çıkartarak trende hem yatakta rahatça uyuyup hem de seyahat edebiliyor olmaktı. Kaldığımız kompartıman sadece bize özel iki kişilikti. Anahtarını al kapını kilitle, tren içerisinde dilediğin gibi gez. Trenden dışarıyı izlerken uyumak inanılmaz keyifli ve huzurluydu. Tren içerisindeki konfor şahaneydi.  Temiz çarşaf ve yorganlar serilmiş. Bizim için bir havlu ve bir küçük şişe su yatakların üzerine bırakılmıştı.Sıcacık odamız içerisinde ise bir lavabo, ayna ve yatakların baş bölümlerinde ışıklandırma ve müzik sistemi vardı. Tren içerisinde yeme içme için küçük bir restoran da mevcut. Sabaha karşı biraz erken kalkıp trenin duşunu da kullandım. Konfor bakımından otelden farksız diyebilirim.  Helsinki’den merkez istasyondan akşam 18:45 de kalkan tren yaklaşık 13 saat sonra Rovaniemi istasyonuna sabah 7:30 civarı vardı.

 

ROVANIEMI ŞEHRİNDE KONAKLAMA

Oldukça turistik bir şehir olan Rovaniemi konaklama için oldukça fazla seçenek sunuyor. Oteller ve Airbnb gibi bir çok seçenek mevcut. Biz mümkün olduğunca Airbnb‘den ev kiraladığımız için burada da uygun fiyata evimizi kiraladık. Airbnb’den kiraladığımız evin ücreti 3 gece için 1100 TL. Daha uygun fiyata da ev seçenekleri mevcuttu. Otel fiyatları ise çok daha yüksek.  Evimiz tam şehir merkezinde ve çevreye ulaşımı yürüyerek yapabileceğimiz bir noktada kiraladık. Ev sahibimiz evin anahtarını üzerinde şifreli kilit olan bir kutuya koymuştu. Kapının önüne varınca geldiğimizi haber verdim ve o da kutunun şifresini telefonuma mesaj olarak gönderdi. Evimiz oldukça temiz ve iyi dekore edilmişti. Hava -27 derece olsa da evimizin içi oldukça sıcaktı. Eve yerleşmemizin ardından hızlıca hazırlanıp vakit kaybetmeden tur şirketlerinin yan yana olduğu merkeze doğru yola koyulduk. Şehrin tam merkezi olan sokak ise “Lordi Square”. Bütün tur firmaları bu çevrede yer alıyor. Toplam 4 gün zamanımız olduğu için şehre vardığımız gün ayağımızın tozuyla ilk aktivitemize doğru yola koyulduk. Öğleden sonra saat 1 de yapabileceğimiz aktiviteler arasında fazla da seçenek olmadığı için “Ice Floating” yani buzda yüzme aktivitesi için rezervasyon yaptırdık.

DONMUŞ GÖLDE YÜZDÜK / ICE FLOATING (birinci gün)

Rovaniemi’ye gelen hemen herkesin deneyimlediği bir aktivite. Kimine göre sıkıcı veya pahalı gelebilir. Sadece deneyim yaşamak için yapılabilecek bir aktivite. Genel hatlarıyla, tur şirketi bizi kaldığımız yerin önünden anlaştığımız saatte aldı. Bizimle birlikte sadece 2 kişi daha bu tura katılmıştı. İsrailli bir çift. Tur rehberimiz ise italyan. Onlarla tanıştıktan sonra sohbet ederek 30 dakikalık bir yolculuk sonunda donmuş bir gölün yanında durduk.  Küçük ahşap bir kulübenin içerisine girdik. Rehberimiz hemen kulübe içerisindeki odun sobasını yaktı. Oda yavaş yavaş ısınmaya başlarken donmuş göl içerisinde yüzmemizi sağlayacak olan kıyafetlerimizi ortaya çıkardı. Kıyafetleri nasıl giyeceğimizi ve suda nasıl hareket etmemiz gerektiğinden bahsetti. Giydiğimiz kıyafet içi hava dolu bir sünger gibiydi. Aslında vücudumuza su hiç temas etmiyor bu kıyafeti giyince.  Zaten suda giyeceğimiz özel kıyafeti de montlarımızın üzerine giydik. Sadece yüzümüz açıkta kalıyordu. Bunun için ise rehberimiz bizi uyardı. Kesinlikle yüzümüzü suya sokmamamız gerektiğini yoksa donabileceğimiz bilgisini verdi. Giydiğimiz kıyafetlerse taş gibi ağır.

Kıyafetleri rehberin de yardımıyla giydikten sonra penguenler gibi kabinden çıkıp göl kenarına yürüdük. Gölün kenarına koydukları merdivenlerden önce rehberimiz indi ve bize nasıl kaymadan yavaşça ineceğimizi ve kaç tane basamak olduğunu anlattı. Sırayla ve heyecanla suya girdik. İlk suya girişimde sadece biraz soğuk ve bacaklarımda basınç hissettim. Çünkü kıyafetin suyun altına giren bölümünde oluşan basınç bacaklarıma ve gövdeme biraz baskı yapıyordu. Rahatsız edici değil ama gerçekten değişik bir duygu. İnsan ister istemez kendini astronot gibi hissediyor. Suda kalış süremizde bir sınırlama yoktu. Canımız sıkılana kadar suda vakit geçirdik. Sonrasında tekrar kabine girip sıcak çikolata içerek doğanın keyfini çıkardık.Kıyafetleri de teslim ettikten sonra, ilk günün tatlı yorgunluğuyla evimize döndük.

HUSKY SAFARİ (ikinci gün)

En başta belirteyim, Husky turundaki köpekler insanların oyuncakları gibi kötü muamele gören canlılar değildi. Tüm canlıları ayırt etmeksizin çok seven birisi  olarak bunu söyleyebilirim. Ziyaret ettiğimiz husky çiftliğinde sadece onlara hizmet veren veterinerleri var. Ayrıca kızak çekmek istemeyen köpecikler kendileri istemezse kızağa bağlanmıyor. İnsanlarla iletişim kurmayı ve gezmeye çok hevesli olduklarını gözlerinden anlayabiliyorsunuz. Orada siz misafir onlar ise bölgenin ev sahipleri gibiler. Her bir köpeğin bakımı için inanılmaz emek ve zaman harcıyorlar. Her birinin oldukça kıymetli ve özel olduklarını orada çalışanlar da size hissettiriyor. Çevrede gezinen yaşlı köpeklerse oranın emeklileri. Kızaktan çekilen emekli köpecikler şömine başında keyif yapıyor ve gelen ziyaretçilere kendilerini sevdiriyorlar. Bizim Husky Safari için gittiğimiz yer BearHillHusky çiftliğiydi. Burası için rezervasyonu yine şehir içinde seçtiğimiz SAFARTICA tur firmasından yaptık. İki kişi için ödediğimiz ücret 300 euro.  Önceki gün olduğu gibi belirlenen saatte evimizin önüne gelen tur aracı bizi alarak çiftliğe götürdü.

Finlandiya’da bulunan ve kızak çekmek için eğitilen bu huskyler Alaska huskyleri. Çoğunlukla çevremizde gördüğümüz uzun tüylü olanlar ise Sibirya Huskysi olarak isimlendiriliyor. Bizim tanıştığımız Alaska huskyleri ise biraz daha kısa tüylüler. Kısa tüyleri kızak çekerken veya koşarken vücut ısılarının aşırı derece yükselmesini engelliyormuş. Bu sayede kızak yarışlarında Sibirya Huskylerine göre daha uzun mesafeleri kat edebiliyorlar. Husky çiftliğine ilk vardığımızda bütün tur da bize eşlik edecek olan rehberimiz bizi karşıladı ve büyük bir dağ evine kadar eşlik etti.

İlk önce çiftlikle ilgili genel biraz bilgi verdi. Ardından teorik kızak kullanma bilgilerini öğrendik. Kızaklar iki kişilik tasarlanmış. Bir kişi kızakta oturuyor.  Kızağa yön veren ve kontrol eden kişi ise ayakta duruyor. Hayati kural ise asla ve asla kızağı tuttuğunuz ellerinizi bırakmamanız. Ne olursa olsun, ayaklarınız kayıp düşseniz dahi kızağı bırakmamanız gerekiyor. Çünkü bu köpekler koşmak için yaratılmış ve kızakta kimse olmasa dahi son sürat koşmaya çalışıyorlar. Kızağın kontrolsüz bir şekilde gitmesi üzerindeki yolcuya ve köpeklere zarar verebilir.  Kızak üzerinde ayağınız altında bir de freniniz var. Bu fren basit bir şekilde tırtıklı bir metal parçadan oluşuyor. Yaylı olan bu parça üzerine tek ayağınızla bastığınızda kara sürtünerek fren görevi görüyor. Ayağınızı kaldırdığınızda ise temas olmadığı için kızak hızlanıyor. Dikkat edilmesi gereken yokuş aşağı giderken de kontrollü bir şekilde fren yapılması gerektiği. Kızak, köpeklerden daha hızlı olursa köpeklere çarparak zarar verme ihtimaline karşı yokuş aşağı ilerlerken daha dikkatli davranmak gerekiyor. Yokuş yukarı çıkarken ise kızaktan ayaklarınızı yere koyup kızağa destek vermeniz gereken yerler oluyor. Biraz efor sarf ederek kızağı ellerimizle hem koşup hem itiyoruz. Tekrar düzlüğe gelince hop tekrar ayaklar kızak üzerine.

Kızaklarla seyahat ettiğimiz mesafe yaklaşık 17 km idi. Başlangıçtan sona kadar bir konvoy oluşturarak hareket ettik. Aralarda kar motorlarıyla gelen görevliler belirli bir mesafeden durumumuzu kontrol ediyorlardı. Yolun yarısında ise isteğe göre sürücü değişimi oluyor. Ayakta yorulanlar yolcu olarak kızağa yatarak seyahatine devam ediyor. Turun sonunda ise bu harika deneyimi yaşadığımız için yüzümüzde oluşan kocaman gülümsemeyle, çiftlikten ve köpek dostlarımızdan ayrılıyoruz.

REN GEYİĞİ TURU VE BUZDA BALIK TUTMA ETKİNLİĞİ (üçüncü gün)

Ren geyiklerinin bu kadar güzel görülebileceği ve yakın temasta bulunulabilecek biricik yer yine Rovaniemi imiş. Tur sonunda ren geyiği sürücü ehliyeti almamız ise ayrı bir güzellik. Bu turu da yine SAFARTICA firmasından ayarladık. İki kişi için ödediğimiz ücret 288 euro. Turun başlangıcında tur firmamıza ait araç sabah 9:30 da kaldığımız yerden bizi alarak ren geyiği çiftliğine götürdü. Bizi karşılayan rehberimiz hızlıca çiftliği gezdirdi. Diğer turlarda olduğu gibi genel bir bilgilendirme eğitimi verdi. Bu turda bir kızağı bir ren geyiği çekiyor ve kızağa iki kişi oturuyorsunuz. Kontrol için geyiğe bağlı olan iplerse sizin elinizde oluyor. Biraz ipleri çekince geyik duruyor. Serbest bırakınca, geyik yavaş yavaş ilerliyor. Ren geyikleri ise köpekler gibi sevecen davranmıyorlar. Arada birazcık mesafe bırakmakta fayda olduğunu geyiklerin gözlerinden anlayabiliyorsunuz. Geyiklerle yapılan sakin yolcuğun sonunda karla kaplı bir arazide durduk. Bir kaç dakika sonra durduğumuz yerin altında bir göl olduğunu anladık. Rehberimiz kenarda buz vidaları ve oltaları hazırlarken, bir yandan da diğer rehberimiz büyük bir kamp ateşi yakmaya başladı. Rehberimiz kar üzerinde nasıl delik açacağımızı uygulamalı olarak gösterdi. Hemen büyük bir heyecanla biz de göl üzerinde delikler açtık ve oltalarımızı delikten aşağıya sarkıttık. Gölde tutulan balık oraya özgü olan beyaz alabalıkmış. Mış diyorum çünkü kimse tutamadı. Yaklaşık 10 kişilik grup olarak utanç içinde ateş etrafında toplandık. Neyse ki rehberimiz hazırlıklı gelmiş. Uzun sopalara taktığı sosisleri kamp ateşinde pişirip bir güzel yedik. Bu arada rehberimiz çakmak olmadan nasıl ateş yakılır gibi ufak tefek hayatta kalma bilgileri verdi. Ateşte kaynatılan suyla çay ve kahvelerimizi de içtikten sonra dönüş yolcuğu için tekrar kızaklarımıza atladık. Toplam 4 saat süren aktivitenin ardından ren geyiği ehliyetlerimizi alarak turumuzu tamamlamış olduk.

 

SANTA CLAUS KÖYÜ VE NOEL BABA ZİYARETİ (dördüncü gün)

Rovaniemi’deki son günümüzü daha sakin geçirmeye karar verdik. Bu günü Santa Claus köyünü ziyarete ayırdık. Evet, Noel Baba ne kadar Antalya doğumlu olsa da yaşadığı yerin Finlandiya olduğunu öğrendik.  Santa Claus köyü şehir merkezinden binilen bir otobüsle 15 dakikalık bir mesafede bulunuyor. Köye vardığımızda inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Noel babaya ait her şey burada. Kendisi de dahil. Ayrıca kutup dairesinin geçtiği çizgiyi de yere işlemişler. Bu köyde noel babaya ait olan bir postane var. Bu postaneden sevdiklerinize kart atmadan dönmemek gerekiyormuş. Ayrıca postane içinde noel babaya gönderilen mektupları da görebiliyorsunuz. Bir sürü dilek ve umut bu postanede duruyor. Biz de bir kaç arkadaşımıza buradaki güzel kartlardan postaladık. Ulaşma ihtimali düşük diye gönderdiğimiz kartlardan 4 tanesinden 3ü adresine ulaştı. Büyük başarı.

Kartlarımızı postaladıktan sonra noel babayı da evinde ziyarete gittik. Noel babayla buluşmak ücretsiz. Sadece bir kaç kişilik sıra bekliyorsunuz. Sıranız gelince cüceler sizi noel babanın yanına buyur ediyorlar. Noel babayı ilk görünce ben gözlerime inanamadım. Gerçekten de hayal ettiğim gibiydi. Saçı sakalıyla karşımda duruyordu. Heyecandan hemen elini öptüm. Nereden geliyorsunuz dedi. Türkiye’den geliyoruz diyince, Biliyorum oraları. Ben orada doğdum demesin mi! Gerçekten şaşırdım. Sonrasında bir isteği olup olmadığını sordum ve dileklerimi kulağına fısıldadıktan sonra oradan ayrıldım.  Fotoğrafı ise telefonla çekmek yasak olduğu için çekemedik. Çıkışta onların çektiği fotoğrafı ise 40 euro fiyatla satmaya çalıştıklarından dolayı almadık. Etrafta bir de gezilebilecek buzdan otel vardı. Oraya da girmek istemedik. 20 euro kişi başı ücreti olan bu yerde de bütün mobilyaları buzdan yapılmış bir otel odasını görebiliyorsunuz. İlgisini çekenler için güzel bir deneyim olabilir. Köy ziyaretimizi de yaptıktan sonra tekrar otobüse binerek evimize döndük.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.